YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 7589 SAYILI KANUN KAMPSAMINDA KANUNİ FAİZ VE BELİRSİZ ALACAK DAVASI HUSUSU

YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 7589 SAYILI KANUN KAMPSAMINDA KANUNİ FAİZ VE BELİRSİZ ALACAK DAVASI HUSUSU
Yargının etkin ve verimli işlemesine yönelik olarak çeşitli kanunlarda değişiklik yapan 7589 sayılı Kanun (“Kanun”), 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kanun; başta idari yargıda tek hakimle görülecek davalar ve kanun yolları, kanuni faiz oranının belirlenmesi, ceza ve ceza muhakemesi, belirsiz alacak davası ile hukuk yargılamasının işleyişi olmak üzere birçok alanda önemli değişiklikler getirmiştir.

İşbu bilgi notumuz kapsamında, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. Maddesinin yürürlükten kaldırılması hususları ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Kanun ile birlikte getirilen diğer düzenlemeler bir diğer bilgi notumuz kapsamında ele alınmaktadır.

         A. Kanuni Faiz Oranının Belirlenmesinde Yeni Sistem

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde yapılan değişiklikle kanuni faiz oranının belirlenmesine ilişkin sistem de değiştirilmiştir. Yeni düzenlenmeyle sözleşmede faiz oranının belirlenmediği hallerde uygulanacak kanuni faiz oranı sabit olmaktan çıkarılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranına bağlanmıştır.

Önceki uygulamada kanuni faiz oranı, 3095 sayılı Kanun’da sabit bir oran olarak düzenlenmekte; bu oran ekonomik gelişmelere göre Cumhurbaşkanı kararıyla artırılıp azaltılabilmekteydi. Dolayısıyla oran, piyasa koşullarındaki değişime kendiliğinden uyum sağlamıyor; yeni bir düzenleyici işlem yapılıncaya kadar aynı seviyede uygulanmaya devam ediyordu. Bu durum, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacağın geç tahsil edilmesinden doğan değer kaybının kanuni faizle ne ölçüde karşılandığı tartışmalarını beraberinde getiriyordu.

Yeni sistemde ise kanuni faiz, her yılın başında otomatik olarak ekonomik bir göstergeye bağlanmaktadır. Esas alınacak oran, önceki yılın 31 Aralık günündeki reeskont oranıdır. Bunun yüzde sekseni, takip eden yılın ilk altı ayında uygulanacak kanuni faiz oranını oluşturacaktır.

Kanun, yıl içinde ekonomik koşulların önemli ölçüde değişmesi ihtimalini de ayrıca düzenlemiştir.

TCMB’nin 30 Haziran günü uyguladığı reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihli oranın yüzde sekseni uygulanacaktır. Fark beş puandan azsa yıl başında belirlenen oran yıl sonuna kadar geçerliliğini sürdürecektir.

Bu değişiklik sonucunda kanuni faiz oranı, ayrıca bir Cumhurbaşkanı kararı alınmasına gerek olmaksızın yılda bir veya şartları oluştuğunda iki defa güncellenebilecektir. Böylece oran ile güncel ekonomik koşullar arasında daha doğrudan bir bağ kurulmuştur.

Düzenleme, yalnızca sözleşmeden kaynaklanan alacakları değil; sözleşmede başka bir faiz oranı

belirlenmemiş olması kaydıyla tazminat alacaklarını, sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri, mahkeme kararlarında kanuni faize hükmedilen alacakları ve icra takiplerini de etkileyebilecektir.

Bununla birlikte tarafların sözleşmeyle geçerli biçimde farklı bir faiz oranı kararlaştırdığı veya özel bir kanunda farklı faiz türü öngörüldüğü hallerde öncelikle ilgili sözleşme ya da özel düzenleme uygulanacaktır.

Uygulamada faiz hesabı yapılırken alacağın hangi tarihte muaccel olduğu, temerrüdün ne zaman

gerçekleştiği, uyuşmazlığa kanuni faiz mi yoksa ticari temerrüt faizi gibi başka bir faiz türünün mü uygulanacağı ve faiz döneminde oran değişikliği bulunup bulunmadığı husuları ayrıca değerlendirilmelidir.

Oranın yıl içinde değişmesi halinde hesaplamanın, ilgili dönemler itibarıyla kademeli olarak yapılması uygun olacaktır.

         B. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Kısmi Davada Yeni Sistem

589 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Buna karşılık kısmi davaya ilişkin 109. maddeye eklenen yeni fıkrayla, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hallerde talep sonucunun aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilmesi kabul edilmiştir.

Önceki uygulamada davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirlemesi kendisinden beklenemeyen ya da bunun objektif olarak imkansız olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılabiliyordu. Davacı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı göstererek dava açıyor; alacak miktarı bilirkişi incelemesi, karşı tarafın kayıtları veya yargılama sırasında toplanan delillerle belirlenebilir hale geldiğinde talep sonucunu artırabiliyordu.

Belirsiz alacak davası, özellikle işçilik alacakları, bedensel zararlar, destekten yoksun kalma tazminatları, maluliyet oranına veya kapsamlı hesaplamaya bağlı talepler gibi alacak miktarının dava başında davacı tarafından tam olarak bilinmesinin mümkün olmadığı uyuşmazlıklarda sıkça kullanılmaktaydı. Bununla birlikte bir alacağın gerçekten belirsiz olup olmadığı konusunda uygulamada çok sayıda usul tartışması yaşanmakta; alacağın belirlenebilir kabul edilmesi halinde davanın hukuki niteliği ve talep artırımının sonuçları uyuşmazlık konusu olabilmekteydi.

Eski sistemde kısmi dava ile belirsiz alacak davası farklı sonuçlar doğuruyordu. Kısmi davada bakiye alacak ıslah veya ek dava yoluyla talep edilmekte ve zamanaşımı kural olarak bu işlemlerin yapıldığı tarihte kesilmekteydi. Belirsiz alacak davasında ise sonradan artırılan talep, başlangıçta açılan davanın devamı kabul edildiğinden davacı bakımından daha güçlü bir zamanaşımı koruması sağlanıyordu.

Yeni düzenlemeyle belirsiz alacak davası ayrı bir dava türü olmaktan çıkarılmış ve bu ihtiyacı karşılamak üzere kısmi dava içinde özel bir talep artırımı sistemi kurulmuştur. Davacı, alacağın bir kısmını dava ederek yargılama sırasında miktarın netleşmesini bekleyebilecek; tahkikat sona erinceye kadar talebini bir defa, karşı tarafın muvafakati aranmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırabilecektir.

Yeni sistemin en önemli sonucu ise zamanaşımı bakımındandır. Artırılan kısım yönünden zamanaşımı, talebin artırıldığı tarihte değil, ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır. Bu nedenle Kanun, bir yandan HMK m. 107’yi kaldırırken diğer yandan kısmi davada bakiye alacak yönünden ortaya çıkabilecek zamanaşımı riskini önemli ölçüde azaltmıştır.

Bununla birlikte talep artırımı hakkı aynı dava içinde yalnızca bir defa kullanılabilecektir. Bu sebeple bilirkişi raporuna itiraz, ek rapor ihtimali, faiz ve fer’î alacakların hesabı ile tahkikatın hangi aşamada sona ereceği dikkatle takip edilmeli; artırım miktarı belirlenirken mevcut ve muhtemel tüm hesap kalemleri birlikte değerlendirilmelidir.

Düzenleme, artırılan talep üzerinden tamamlanması gereken harç ve yargılama gideri yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Talep artırımı yapıldığında artan miktar üzerinden gerekli harcın süresinde tamamlanması gerekecektir. Ayrıca dava dilekçesinde talep edilen kısmın kısmi dava niteliği açık biçimde ortaya konulmalı ve fazlaya ilişkin hakların korunması bakımından talep sonucu tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.

Geçiş hükmü uyarınca HMK m. 107, yürürlükten kaldırılmadan önce açılmış davalarda uygulanmaya devam edecektir. Dolayısıyla devam eden belirsiz alacak davaları eski sisteme göre sonuçlandırılacak; yeni kısmi dava ve bir defalık talep artırımı sistemi ise yürürlük tarihinden sonra açılan davalarda uygulanacaktır.

         C. Yürürlük ve Geçiş Hükümleri

Kanun kapsamında bir diğer düzenleme olarak ele alınan uzaktan duruşmada imzaya ilişkin düzenleme, Kanun’un yayımından üç ay sonra; işbu bilgi notun kapsamında ele alınan diğer değişiklikler ise 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yine Kanun kapsamındaki diğer düzenlemelerden olan tek hakim düzenlemesi yürürlükten sonra açılan davalara, yeni İYUK temyiz hükümleri yürürlükten sonra verilen bölge idare mahkemesi kararlarına ve TBK’daki tazminat faizi değişikliği yürürlükten sonra meydana gelen olaylara uygulanacaktır.

Yürürlükten önce açılan belirsiz alacak davalarında ise eski HMK m.107 uygulanmaya devam edecektir.

         D. Sonuç ve Uygulama Bakımından Değerlendirme

Sonuç olarak 7589 sayılı Kanun, kanuni faiz oranının belirlenmesi ve belirsiz alacak davası bakımından önemli değişiklikler getirmiştir. Özellikle kanuni faiz oranının reeskont oranına bağlanması ve belirsiz alacak davasının kaldırılarak kısmi davada yeni bir talep artırım sisteminin benimsenmesi uygulamada doğrudan sonuç doğuran niteliktedir.

Yeni sistemde dava açılırken talep türünün ve miktarının doğru belirlenmesi, faiz hesabında ilgili dönemlerde geçerli oranların ayrı ayrı dikkate alınması ve talep artırımının zamanının dikkatle değerlendirilmesi gerekecektir.

Bu nedenle Kanun’un yürürlük ve geçiş hükümleri gözetilerek, her uyuşmazlık bakımından alacağın, davanın ve talep artırımının tarihine göre uygulanacak düzenlemenin ayrıca belirlenmesi önem taşımaktadır.